Yetişkinlerde Cinsel İşlev Bozuklukları  Bu Yazıyı 6 Dakikada Okuyabilirsiniz.

Cinsel bozuklukların alt başlığında yer alan cinsel işlev bozuklukları yetişkinlerde çok sık rastlanan sorunlar arasında yer almaktadır. Yapılan çalışmalar kadın/erkek ayrımı olmaksızın her 3 kişiden birinin yaşamlarının herhangi bir döneminde en az bir cinsel işlev bozukluğu yaşadığını göstermektedir. Kişilerin yaşadıkları şeyi ne ölçüde scinorun olarak algıladıkları, çevresiyle ne ölçüde paylaştığı, hekime ve sağlık sistemine başvuru oranı gibi unsurlar görülme sıklığının hesaplanması üzerinde etkilidir. Ne yazık ki cinsellik hala ayıplanan, konuşulması yasak sayılan ve utanılan bir konu olarak algılandığı için cinsel yakınmalar sebebi ile hekime ya da tıbbi merkezlere başvuru oranları oldukça düşük kalmaktadır.

Cinsel işlev bozuklukları nelerdir?

Cinsel işlev bozuklukları DSM-IV’de (Ruhsal bozuklukların tanısal ve sayımsal el kitabı) aşağıdaki şekilde sınıflandırılmıştır.

  1. Cinsel istek bozuklukları
    • Azalmış cinsel istek bozukluğu
    • Cinsel tiksinti bozukluğu
  2. Cinsel uyarılma bozuklukları
    • Kadında cinsel uyarılma bozukluğu
    • Erkekte cinsel uyarılma bozukluğu
  3. Orgazmla ilgili bozukluklar
    • Kadında orgazm bozukluğu
    • Erkekte orgazm bozukluğu
    • Erken boşalma
  4. Cinsel ağrı bozuklukları
    • Vajinismus
    • Disparoni
  5. Genel bir tıbbi duruma bağlı cinsel işlev bozukluğu
  6. Madde kullanımının yol açtığı cinsel işlev bozukluğu
  7. Başka türlü adlandırılamayan cinsel işlev bozukluğu
Cinsel işlev bozukluğunun görülme sıklığı

Çeşitli toplumlarda ve kültürlerde gerçekleştirilen çalışmalar neticesinde cinsel işlev bozukluğunun görülme sıklığının aşağı yukarı benzer olduğunu göstermektedir. Ancak daha muhafazakar toplumlarda, cinsellik konuşmaktan kaçınılması, resmi bir cinsel eğitimin olmaması, cinselliğin bir tabu olarak algılanması, bekaretin önemsenmesi gibi etkenler kadınlarda vajinismusun, cinsel isteksizliğin, cinsel tiksintinin erkeklerde erken boşalmanın ve diğer problemlerin cinsel liberalizmin olduğu toplumlara göre çok daha sık görülmesine neden olmaktadır. Cinsel işlev bozukluğunun görülme sıklığına ilişkin yapılan araştırmalara göre, kadınların %30-%60’ı, erkeklerin ise %40’ı yaşamları boyunca en az bir cinsel işlev bozukluğu yaşamaktadır. Kadınlarda en sık görülen cinsel işlev bozuklukları ‘cinsel istek bozukluğu ve uyarılma bozuklukları’ iken erkeklerde en sık görülen cinsel işlev bozukluğu ise ‘erken boşalmadır. Diğer cinsel işlev bozukluklarının kadın ve erkeklerde görülme oranlarını öğrenmek için aşağıdaki tabloyu inceleyebilirsiniz.

Cinsel işlev bozukluğunun nedenleri nelerdir? 

Cinsel işlev bozukluğunun hem bedensel hem psikolojik nedenleri vardır ve çoğu zaman bu ikisi bir birine eşlik ederek problemi ortaya çıkarır. Aynı zamanda cinsel işlev bozuklukları bireysel, sosyo-kültürel pek çok faktörden de etkilenmektedir. Cinsel işlev bozukluğunda hazırlayıcı, başlayıcı ve sürdürücü etkenler bulunmaktadır.

Hazırlayıcı etkenler; kişinin herhangi bir cinsel işlev bozukluğu oluşturmasına yatkınlık sağlayıcı unsurlar olarak açıklanabilir. Cinsel eğitim almamış olması, cinsel mitlere sahip olması, cinsel deneyim eksikliğinin olması, muhafazakar bir ortamda yetişmesi en yaygın görülen hazırlayıcı etkenler arasında sıralanabilir. Bu etkenlerle birlikte cinsellikten korkan, cinsellik alanında bilgisiz, kendini ve karşı cinsi tanımayan, özgüveni düşük bireyler ortaya çıkar.

Başlatıcı etkenler; cinsel işlev bozukluklarının çıkmasına neden olan bedensel ve psikolojik etkenleri içerir. Fizyolojik rahatsızlıklar, depresyon, kaygı bozuklukları ve çeşitli psikozlar gibi psikolojik rahatsızlıklar cinsel işlev bozukluklarının ortaya çıkmasına neden olabilir. Bunun dışında kullanılan bazı ilaçlar, alkol ve madde kullanımı da cinsel işlev bozukluklarının ortaya çıkması üzerinde etkilidir. Hamilelik, menopoz, yaşlılık gibi hormonal etkenler de cinsel işlevleri olumsuz yönde etkileyebilir. Eşler arasındaki ilişki sorunlarından, bir eşte olan cinsel işlev bozukluğunun diğer eşe yansımasına kadar daha pek çok fizyolojik ve psikolojik neden cinsel işlev bozukluğuna sebep olabilir.

Sürdürücü etkenler; devreye girdiği zaman cinsel işlev bozukluğu hangi nedenle başlamış olursa olsun sorun giderek süreklilik kazanır. Özellikle ilaç, alkol ve madde kullanımı engellenmediği takdirde sürdürücü etki yaratmaya başlar. En önemli sürdücü etkenler arasında ise performans kaygısı, olumsuz beklentiler, suçluluk, utanç ve yetersizlik duygusu yer. Burada bir döngü oluşur; cinsel işlev bozukluğu olan kişiler çoğu zaman bu duyguları yaşar ve bu duyguları yaşadıkça da cinsellikle ilgili sorunlar devam eder.

Cinsel işlev bozukluklarının tedavisi nasıldır? 

Son yıllarda dünyada cinsel sorunlar ve onların tedavilerinde önemli bir birikim olmuştur.

Cinsel işlev bozukluklarındaki tedavi süreci kişinin yakınmalarına, semptomlarına ve ihtiyaçlarına göre değişkenlik göstermektedir. İlk değerlendirmede sorunun fizyolojik ya da psikolojik olup olmadığına bakılır. Gerekli tanı yöntemleri uygulandıktan ve sorunun kaynağı bulunduktan sonra ise tedavi süreci başlar. Cinsel işlev bozukluklarının tedavi yöntemleri arasında ilaç tedavileri, psikolojik (cinsel terapi, çift terapisi, bireysel terapi) tedaviler, cinsel tedaviler ve ameliyatlar sayılabilir. Cinsel işlev bozukluğunun türüne ve kişinin ihtiyaçlarına göre tek tedavi yöntemi ile ilerlenirken bazen kombin tedavi yöntemleri ile ilerlemekte gerekebilir.

Cinsel işlev bozukluğunun tedavisinde neler yapılmaz? 

Cinsel işlev bozukluğu tedavilerinin bilimsel olarak kanıtlanmış olması gereklidir. Tedavi yöntemi kadar tedavi ortamına ilişkin de bazı kurallar vardır; cinsel tedaviler, psikoterapi ortamları, muayenehaneler veya hastanelerde gerçekleştirilir. Gerçekleştirilecek tedavi tıbbın, psikiyatrinin ve cinsel terapilerin bilimsel standartlarına ve etik kurallarına uygun olmalıdır. Örneğin, bir cinsel terapi sırasında terapist tarafından kişinin bedensel incelemesi yapılmaz; kişinin duyguları, düşünceleri ve davranışları üzerinde çalışılır. Günümüzde meslek etiğine uymayan, cinsellik alanında ahlaki olmayan uygulamalar yapan ve yaptıran kişiler bulunmaktadır. Maalesef ki bu kişilerin varlığı ve kabul edilemez uygulamaları nedeni ile cinsel sorunların çözümü ve tedavisi alanında oldukça fazla bilgi kirliliği ve yanlış inanç bulunmaktadır. Cinsel tedaviler sırasında psikoloğun, psikiyatristin ya da herhangi bir branştan doktorun yanında cinsel ilişki kurulmaz, kurulmamalıdır. Bilimsel olarak böyle bir tedavi yöntemi olmadığı gibi bu durum ahlaki ve etik açıdan ciddi anlamda sakıncalıdır.

 

 

 

KAYNAKLAR

 

  1. , İncesu. (2004). Cinsel İşlevler ve Cinsel İşlev Bozuklukları. 1-13. https://www.journalagent.com/kpd/pdfs/KPD_7_70_3_13.pdf.
  2. , Bacanak. (2017). Erkek Cinsel İşlev Bozuklukları ve Tedavi Yöntemleri
  3. , Velidedeoğlu. Kadında Cinsel İşlev Bozuklukları
  4. Evlilik Terapisi ve Cinsel Terapiyi Bütünleştirmek, Gerald R. Weeks, Larry Hof  (2012) , Pusula Yayınevi
  5. İncesu, C. Cinsel işlevin fizyolojisi. Cinsel İşlev Bozuklukları- Roche. 2001; 7-15.

 

vajinismus
Cinsel İşlev Bozukluğu: Vajinismus
Yetişkinlerde Cinsellik

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.

Menü