Öz Denetim Öğrenilebilir Mi?  Bu Yazıyı 5 Dakikada Okuyabilirsiniz.

İnsanlık tarihimiz, yaşadığı çağlar içerisinde değişimin ve dönüşümün en hızlı gerçekleştiği bir dönemi yaşamaktadır. Değişimleri takip etmek için yılları değil günleri değerlendirdiğimiz hızlandırılmış dünyamızda her gün yeni bir yeniliğe adapte olmaya çalışıyoruz. Doğal olarak, bu değişime adapte olma durumu kişiden kişiye değişim gösteriyor. Kimi insanlar her yeni olan şeyi kabullenip yola devam edebilirken kimi insanlar değişime daha kapalı olabiliyor. Hangisinin doğru hangisinin yanlış olduğu konusunda net ve işlevsel bir sonuca varılamadığı gibi böyle bir tartışmaya dahil olmaktansa; bireysel ve toplumsal faydayı düşüneceğimiz noktada bizleri ileriye götürecek olan değişimleri kendimize katmak yararımızadır.

Tüm bu değişim ve yenilikler içerisinde değişen dünyada bazı şeyleri yapmak daha cazip hale gelirken aynı zamanda halihazırda bekleyen rutin işlerde varlığını sürdürmeye devam eder. Günümüz hala yirmi dört saattir ve tüm gün yapmak istediğimiz işler ve yapmaktan kaçındığımız, ertelediğimiz işlerin çatışmasında geçip gider. İstediğimiz şeyleri yapmayı tekrarlamak ve sıklaştırmak, istemediğimiz şeylerden ise kaçınmak oldukça doğaldır ve psikoloji bilimi de bu konuyla ilgili uzun yıllardır çalışmalar yapmaktadır. Sadece dürtülerimizin kontrolünde, her an zevk alacağımız şeyler yaparak yaşayamayacağımız gibi tam tersi bir durumda da sadece istemediğimiz şeyleri yaparak yaşamıyoruz. Ancak bazı şartlara bağlı olarak, bu dengeyi sağlamakta çok kolay olmuyor. Ertelenen işlerimiz, yarım bırakılan çalışmalar, pazartesi başlayıp hafta ortasında veda edilen diyetler ve son gece bütün dönemin konusunu bitirmeye çalışılan sınav dönemleri hatırlanırsa dengenin nasıl kontrolden çıktığı konusunda ortak fikir sahibi olabiliriz. Tüm bu ertelenen işlerin ertelenme sebebi, bu işleri yapmak yerine başka işlerin tercih edilmesidir. Günün sonunda kontrolü kaybetmenin pişmanlığıyla kendimize yeni sözler verip, ikna çalışmalarına başlarız. Peki bunları yaşamamak, hedeflerimize ulaşmak ve kendimize verdiğimiz sözleri tutabilmek için kendimizi nasıl denetleyebiliriz? 

Öz denetim insanın kişilik yapısının gelişmesi için hayat boyu yaşadığı en yararlı şeylerden biridir. Öz denetim davranışlarımızı kontrol etmek ve dış uyaranlara karşı verdiğimiz tepkileri dengede tutmak açısından hayatımızın önemli bir gerçekliğidir. Öz denetim kişinin kendini ayarlama kapasitesi olarak tanımlanır. Hayatımızda var olan bütün değişimlere karşı adapte olmamız ile ilgili çoğu şey özdenetim ile ilgilidir. Özdenetim kendi davranışlarımız üzerinde sergilediğimiz kontrollerin ve düzenleyicilerin tamamını kapsar. Genel olarak, insanlar bir davranışta bulunacakları zaman bunun sonuçlarını kısa vadede düşünürler. Ancak bir kişinin öz denetimi ne kadar kuvvetliyse davranışları da uzun vadede o kadar faydaya dayalı olur çünkü öz denetim mekanizmamız bizleri kısa vadeli faydalar yerine uzun vadede kazançlı çıkartır. Aynı zamanda zayıf bir özdenetim mekanizması da o kişinin kendisini kontrol edememesine ve dürtülerini bastıramamasına neden olur.

Özdenetim öğrenilebilir mi?

Öz denetim öğrenilebilir. Herkesi öz denetimi aynı seviyede olmasa da bunu güçlendirmek ve kendimize söz dinletebilmemiz geliştirilebilir bir özelliktir. İnsanın kendini tanıması ve yaşam boyu öğrenmeye açık olması öz denetimini güçlendirmesini kolaylaştırır. Ancak kendini tanıtmak, iradeyi kontrol etmek kolay değildir. İnsanın kendini çok iyi tanıyabilmesi ancak kendini tamamı ile kontrol edebilmesi sayesinde mümkün olur.

Öz denetimimizi güçlendirmek için neler yapabileceklerimize bakalım:

İç sesi kontrol etmek

Bir işe başlarken ya da bir şey planlarken size eşlik eden ve daima sizinle olan iç sesiniz aslında öz denetimimizin yapıtaşıdır. Sizin cesaretinizi kırmaya çalışan ya da yapmak istemediğiniz şeyler için erteleme bahaneleri bulan iç ses kontrol edildiği zaman tam tersine sizin cesaret kaynağınız ve hedeflediğiniz yolda sizin en iyi yardımcınız olabilir.

Hedef belirlemek

Öz denetim mekanizmamız karşısında bir hedef görmek ister. Hatta hedef yoksa herhangi bir denetimden bahsetmemiz pek mümkün değildir. Bu yüzden öncelikli hedefimiz hedef belirlemek olmalıdır.

Plan yapmak 

Hedefe giden yol için bu yolun programlanması ve bir plana dönüşmesi gerekmektedir. Ancak bu takdirde yolculuğa başlanabilir. Beynimiz planlı olan şeyi gerçekleştirmek için daha az enerjiye ihtiyaç duyar. Bu sayede yapmak istediğimiz şey için daha çok enerjimiz kalmış olur. 

Pratik yapmak 

Ne yapacağını bilmek ve planlamak o şeyi gerçekleştirmemiz için önemli olsa da yeterli değildir. Hedeflerimiz doğrultusunda adımlar atarak düşüncelerimizi eyleme dönüştürmeliyiz.

Çocuklarda Öz Denetimin Önemi

Sürekli değişen ve her gün yeni bir şeylerin hayatımıza dahil olduğu yeni dünya düzeni çocukların gelişimini, adaptasyon kapasitelerini de etkilemektedir. Çocuklar görevlerini yerine getirmeye çalışırken birçok caydırıcı ile mücadele etmek zorunda kalırlar. Örneğin; sınava hazırlanan bir çocuk için konsantresini toplayıp masanın başına geçmesi ayrı bir zorluk, çalıştığı süre boyunca odağını kaybetmemesi ayrı bir zorluk yaratır. Telefona gelen bildirimler, bilgisayarında oyun oynamak ya da arkadaşlarıyla mesajlaşmanın verdiği caziplik ders çalışmasını zorlaştırır. Öz denetimi ne kadar kuvvetli olursa ders çalışması için o kadar enerjiye ve konsantreye sahip olur. Aksi takdirde, çalışmaya başlamak için bütün planını yapsa bile ufak bir dikkat dağıtıcı için dersini yarıda bırakabilir. 

Kendimizi tanımak için öncelikle öz denetimimizi gözden geçirmeli ve onu güçlendirmek için kendimize gerekli olan özveriyi göstermeliyiz.

 

KAYNAKLAR

 

 

 

Bir Eğitim Stili Olarak Model Olma
Dijital Dünya Yasaklarla Değil Sınırlarla Faydalı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.

Menü