Ebeveynden Çocuğa Miras: Kültür  Bu Yazıyı 5 Dakikada Okuyabilirsiniz.

Kültür, yaşama şeklimizdir. Bizi biz yapan bütün paydaşların toplamıdır. Bu toplamdan değerleri çıkarır ve birlikte yaşayabilmenin ipuçlarını buluruz. Aslında kültür tek gibi görünür ama birçok katmandan oluşur. Dünyanın bir kültürü vardır biraz daha daralttığımızda kıtaların, ülkelerin, toplumun, ailenin ve en son da bireyin kültürü ile karşılaşırız. Dil, din, ırk, gelenek, sanat ve değer gibi kavramlar bir bütün haline getirir bizleri. Bu bileşenlerle yaşama şeklimiz ve başkalarına karşı oluşturduğumuz tutumlar paralel bir şekilde ilerler. Kültürümüz sayesinde aidiyetlik, kişisel ve bilişsel gelişim ile empati duygumuzu geliştiriyor, bir arada yaşamanın yollarını buluyoruz. Hafta sonu yapacağımız etkinlikler, çocuklarımızı götüreceğimiz farklı yerler, yediğimiz yemekler, konuştuğumuz kelimler aslında hayatımızda var olan her şey kültürün içine doğmamızla belirleniyor.

Çocukla Kültürün Tanışması

Akşam evinizde oturup televizyon izlerken birkaç dakika çocuğunuzun oynağı oyuna bakıyorsunuz ve sizin çocukluğunuzda kurduğunuz oyunlara benzemiyor ya da çocuğunuzla sohbet ediyorsunuz fakat konuştuğunuz dil aynı olmasına rağmen birbirinizi anlamakta güçlük çekiyorsunuz. Var olabilmek adına oluşturduğumuz her şey kültürdür. Her ne kadar geçmişten gelen alışkanlıkların devamı gibi görünse de kültür, dinamik bir kavramdır. Bu hızlı değişimin içinde kültürün direnç göstermesi de imkânsızdır. Bundan dolayı küreselleşmenin ortaya çıkışı ve çok kültürlü uluslardaki büyümeler ile beraber çocuk ve kültür arasındaki bağı incelemek gerekmektedir.

Geniş kültürel eğilimler bireycilik ve kolektivizm şeklinde kategorize edilmiştir. Bu iki kavrama bakarak aslında çocuğu, toplumun ve gelişen dünyanın nasıl şekillendirdiğini, çocuğun bu iki farklılık arasında nasıl kaldığını daha net görebiliriz. Yaşadığımız toplumda birlikte yaşama, birlikte eylemleri gerçekleştirme alışkanlığı hep var olan bir durumdur. En son ne zaman tek başınıza sinemaya gittiniz, bir kafede yalnız oturup kahve içtiniz ya da tek başınıza tatile çıktınız? Kültür olarak kolektif bir yapıdan geliyoruz ve bireysel olarak bir şeyleri gerçekleştirmek bizler için yabancı olabiliyor. Bazı toplumlarda ise bireycilik kültürü yaygındır. Anne ve babanın ilişkisi ön plandadır, çocuk 18 yaşına gelene kadar aile ile birlikte yaşar fakat sonrasında evden ayrılmak isterse ayrılabilir.

Kültür ve Dünya Arasında Sıkışan Çocuk

Bu senaryonun Türk ailesi versiyonunu bir de hayal edin. Çocuk dünyaya geldiği andan itibaren anne tüm varlığını çocuğa adıyor, baba evin ekonomik kısmını iyileştirmeye, çocuğuna en iyi imkânları sunmayı hedefliyor ve çocuk 18 yaşına geldiğinde evden ayrılmak istediğini söylüyor. Anne bir yanda ağlıyor sen daha çok küçüksün, sen kendine nasıl bakacaksın? Baba çok sinirli ve asla böyle bir şeyin olmayacağını söylüyor.

Burada ki olay çok sık görünmeyebilir fakat şuan en yaygın gördüğümüz durum ebeveynlik tutumlarında olan kültürel değişimdir. Anne ve baba bireysel olarak bir kültürü taşır ve hayatlarını birleştirdiklerinde bu farklılıklarla birbirlerine uyum sağlamaya çalışırlar. Çocukları dünyaya geldiğinde ise kendi aile kültürlerini oluşturmuş olurlar. Çocuğun büyümesi ile beraber de yeni kuşağın kültürüne ayak uydurmaya çalışırlar. Bazı ebeveynler bu kısımda kafa karışıklığı yaşayabiliyor, davranışlarda tutarsızlık gösterebiliyor. Çocukta tam bu noktada arada kalıyor. Anne ve baba kendi ebeveynlerinden görmüş oldukları tutumları çocuklarına uygulamak istiyorlar fakat farklılaşan dünyadaki yeni nesil ebeveynlik tutumlarını da mantıklı buluyorlar. Bazen çocuğun arkadaşında kalmasına evet derken bazen de eski tutumun getirmiş olduğu düşünce ile hayır diyebiliyorlar. Eski zamanlar düşünüldüğünde çocukların duyguları ve düşünceleri çok önemsenmezdi. Şimdiki zamanda anne ve babalar çocuklarını mümkün olduğunca dinlemeye, anlamaya çalışıyorlar fakat tamamen kendi ebeveynlerinin kültürlerinden kopamıyorlar. Bundan dolayı yeni nesil ebeveynlikte tutarsız davranışlar görülebiliyor.

Kültür Neleri Etkiler?

Kültür, çocuğun öğrenme deneyimlerini etkiler. Resmi bir eğitim sistemi olmayan kesimlerde çocuklar kültürel olarak ilgili faaliyetlerde bulunan yetişkinlere katılma ve gözlemleme yöntemi ile öğrenir. Örneğin geleneksel köy kültüründe yetişen çocuklar toprağın nasıl işleneceğini bilir.

Kültür aynı zamanda sosyal ve duygusal gelişimlere de etki eden bir faktördür. Kore ve Çin’de okul öncesi çocuklar, Batı Avrupa’daki çocuklara göre daha endişeli, engellenmiş ve sosyal olarak daha geri plandadır.

Karşılıklı bağlılığı vurgulayan kültürlerden gelen çocuklar ise bağımsızlık ve rekabetçiliği benimseyen kültürlerde yetişen çocuklara göre daha az agresif ve daha sosyal davranma eğilimindedirler.

Çocukların izlediği programlar bile kültürel farklar gösterebiliyor. Örneğin Susam Sokağı’nın farklı versiyonları mevcuttur. Amerika’da yayınlanan programın içeriği okuma ve sayı saymaya teşvik ederken, Kuzey İrlanda’da uyarlanmış sürümünde sosyal eylemlerin önemine vurgu yapılmıştır, İsrail’de yayınlanan sürümünde ise saygı ve anlayış düşüncesi vurgulanmaktadır.

Zihinsel ve fiziksel sağlığın çocuğun gelişimini etkilediği gibi kültürel güçlendirmede yadsınamaz bir etkiye sahiptir. Bu nedenle erken çocuklu döneminde kültürel esnekliği sağlamak adına ebeveynler çocuklarına çoklu kültürel değerleri aşılamalılardır. Kültürel değerleri çocuklara tanıtmalı, eski ile yeni arasındaki farklılıkları konuşmalı ve ortak paydalarda buluşmaya çalışmalılardır.

Kaynaklar

http://www.child-encyclopedia.com/culture/synthesis

https://theconversation.com/how-culture-influences-childrens-development-99791

motivasyon çocuk
Motivasyonlu Çocuklar Nasıl Yetiştirilir?
Ebeveyn ve Çocuk İletişimi
Çocuğunuzu Duyuyorsunuz Ama Dinliyor musunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.

Menü