“Doğal” Her Zaman “İyi” mi?  Bu Yazıyı 3 Dakikada Okuyabilirsiniz.

İlaç denince pek çok insan “doğal”ın “yapay”dan veya sentetikten daha iyi, daha sağlıklı ve daha güvenli olduğuna inanır.

Araştırmacılar insanların neden böyle bir inanışa sahip olduklarını incelediklerinde buldukları sonuç kişilerin doğal şeyleri tercih etmede, doğalın “saf”, hatta “insandan üstün” olduğu gibi düşüncelerinin olduğunu gördüler. Aynı zamanda araştırmacılar insanların kendi yaşamları hakkında karar verirken bu inanışların ya da ön yargıların etkili olduğunu fark ettiler.

Doğa insanlığa yaşama dair her şeyi sağlamanın ötesinde hastalıklara karşı aspirin, morfin gibi bitkilerden elde edilen bir çok ilacın kaynağıdır. Bitkilerin hastalıkları tedavi etmede ilaç olarak kullanımı uzun bir tarihe sahip ve bitkiler sağlığımızı olumlu yönde etkilemede önemli bir rol oynuyor.

Fakat doğadan yararlandığımız her ürün etki etmemektedir.

Bazı diyet ve bitkisel destekleyiciler üzerinde çalışan araştırmacılar aslında bunların sanıldığı gibi faydalı olmadığını ortaya çıkardı. Örneğin, Ekinezya bitkisi üzerinde yapılan birçok araştırma soğuk algınlığına karşı herhangi bir fayda sağlamadığını göstermektedir. Üç binden fazla ileri yaşta insan üzerinde yapılan çalışmada Ginkgo bitkisinin demansı veya bilişsel gerilemeyi önlemede ya da yavaşlatmada herhangi bir yardımı olmadığını ortaya çıkarmıştır.

“Doğal ilaçlar” için pek çoğunun “yan etkisi yok” düşüncesinin aksine, bazıları için ciddi endişe duymalıyız

Örneğin, Güney Pasifik Adaları’na özgü ve sıkça anksiyete için gıda takviyesi olarak kullanılan bir bitki olan “kava” ciddi karaciğer hasarıyla ilişkilendirilebilir. Yüzyıllardır soğuk algınlığı, ateş, ve diğer durumlar için kullanılmış olan Orta Asya ve Moğolistan’a özgü, yeşil bir çalı benzeri “Ephedra”, kalp problemleriyle ve ölüm riskiyle ilişkilidir. 2004 yılında Amerikan Gıda ve İlaç Kurumu (FDA) güvenlik sebepleriyle ephedrin alkaloid içeren gıda takviyelerinin satışını yasaklamıştır.

Bazı insanlar “doğal” ürünlerin kimyasal içermediklerini düşündükleri için güvenli olduklarına inanırlar. Birçok kişi için “kimyasal” kelimesi, kaçınılması gereken toksik ya da sentetik anlamına gelmektedir ancak her şey kimyasallardan oluşmuştur, yediğiniz elma, rafınızda duran seramik fincan ve hatta soluduğunuz hava. Aslında, tüm canlılar kimyasal maddelerden oluşur.

Bazı kimyasallar zararlıdır. Toksik kimyasallar çevreye zarar veren veya soluduğunuzda, sindirdiğinizde ya da cildinizle temas ettiğinde sizi zehirleyen maddelerdir. Klor ve isopropil alkol belli endüstrilerde sıkça kullanılan kimyasallardan bazılarıdır. Doğada kendiliğinden bulunan kimyasallar da vardır, örneğin civa, yılan zehri, arsenik, hint fasülyesindeki risin. Demir ve oksijen yaşamımız için gerekli olan bazı kimyasallardandır ancak bunların da yüksek dozu toksik etki yaratır ve hatta ölüme yol açabilir. Bitkisel doğal ilaçlar ve gıda takviyeleri de diğer her şey gibi kimyasallardan oluşmaktadır.

Şunu çok iyi anlamalıyız ki doğal kaynaklardan gelmesine rağmen “doğal” olması her zaman sağlığımız için daha güvenli ya da daha iyi bir seçenek demek değildir. Bitkisel bir takviye çok sayıda kimyasal bileşik içerebilir ve tüm içeriği bilinmiyor olabilir. Araştırmacılar bunlar gibi pek çok ürünün içeriğindeki aktif maddeyi belirlemek ve vücudumuzda ne gibi etkileri olduğu üzerinde çalışmaktadırlar.

Kullandığınız bitkisel ürün ve gıda takviyelerinin arkasında yatan bilimsel bilgiyi öğrenmek sağlığınız konusunda daha bilinçli tercihler yapmanıza yardımcı olacaktır.

Bu yazı NIH bilgilendirme sayfasından izin alınarak Türkçeleştirilmiştir (https://nccih.nih.gov/health/know-science/natural-doesnt-mean-better?nav=tw)

Bir Evcil Hayvan İle Birlikte Büyümenin Çocuğunuza Faydaları
Bir Evcil Hayvan İle Birlikte Büyümenin Çocuğunuza Faydaları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.

Menü