Diyabet ve Çocuk  Bu Yazıyı 4 Dakikada Okuyabilirsiniz.

Ülkemizde diyabetli insan sayısı 7 milyonun üstüne çıkmıştır. Her yeni doğan 7 bebekten 1’i diyabetli doğuyor, neredeyse bu oranın yarısı diyabetli olduğunun bilincinde değil.

Diyabet (şeker) hastalığı pankreasın yeteri kadar insülin üretememesinden veya vücudunuzdaki hücrelerin insüline karşı direnç kazanmasından kaynaklanır. İki çeşit şeker hastalığı vardır: Tip1 ve Tip 2 diyabettir. Tip 1 diyabet hastalarının vücutlarında tam bir insülin eksikliği mevcuttur, Tip 2 diyabet hastaları ise insülin üretebilir fakat vücutlarındaki hücreler insüline karşı belli bir direnç kazanmıştır.

Diyabetin psikolojik anlamda en çok çocukları ve ergenleri etkilediği yapılan araştırmalarda ortaya çıkmıştır. Bebeklerde çocuğunuzun adapte olma süreci hızlı gelişir, bebekler durumu yadırgamazlar.  Bebeklerde diyabet hastalığı erkenden müdahale edilme imkânı olduğu için ortadan kaldırılacak derecelere ulaşılabilir. Ancak çocuk yaşta ortaya çıkan diyabet oturmuş düzeni bozabiliyor, çocuklarda derin yaralar bırakabiliyor. Diyabetli çocukların iğne dozuna, saatine ve beslenmelerine dikkat ettikleri durumlarda diğer insanlara oranla daha sağlıklı olmaları mümkündür.

Diyabetin ortaya çıkarttığı psikolojik rahatsızlıklar;

Yeme bozuklukları herkes için yıkıcı olabilir, ancak diyabetle birleştiğinde ciddi komplikasyonlara neden olabilir. Yemede kontrolsüzlük ve düzensizlik özellikle diyabetli çocuklarda ve ergenlerde gözlemlenir. Çocukların en çok yemekten keyif aldığı şeyleri rahatlıkla tüketememeleri ve arada yapılan kaçamaklar sonucu şeker oranının düşmesi ve yükselmesi söz konusu olabiliyor.

-Diyabetin depresyonu tetiklediğini hatta depresyon sıklığı normalin en az iki katı olduğunu gözlemlemekteyiz. Burada bir kategori olarak tüm semptomlarıyla birlikte ortaya çıkan majör depresyonundan bahsediyoruz. Neredeyse 4 diyabetlinin 3’ünde depresif bir semptom (yorgunluk,  isteksizlik) söz konusudur.

-Diyabetli çocuklarda ve ergenlerde depresyonun yanı sıra gelecek kaygısı da ortaya çıkmaktadır. Sağlıklı beslenmezsem ne olacak? Her geçen gün diyabet nedeniyle başka hastalıklara yakalanma oranının artmasıyla doğal olarak kaygılanmaktadır.

Özgüven eksikliği; diyabetle yeni tanışmış çocukların yeni ortamlara girmesi onlar için kâbus olabiliyor. Diyabetli olan çocuklar bu hastalığı şanssızlık olarak görürler ve yeni bir ortamda hastalığından bahsetmekten kaçınırlar. Daha çok onu anlayan, konuya hâkim insanlarla vakit geçirmek isterler.

Öfke kontrol bozukluğu; sürekli insülin kullanımı farklı olmak anlamında kişiyi rahatsız edebilir.  Bir çeşit yetersizlik ve eksiklik duygusuna itebilir.  İnsülinin düzensiz kullanımı biyolojik açıdan kan şekerinin düzensizliğine neden olur. Dolayısıyla kişi gerilim hissedebilir.

Diyabet Hastalarının ve Ebeveynlerin Tutumu Nasıl Olmalıdır?

-Diyabetli çocukların en büyük sıkıntısı akranlarına uyum sağlayamamak, insanlara diyabeti nasıl anlatacağını bilememek ve anlaşılmamaktan korkmaktır. Bu gibi durumlarda akran seçiciliği devreye girmelidir. Kişinin onu anlayabilecek, ona uyum sağlayacak arkadaşlıklara ve çevreye ihtiyacı vardır. Örneğin bir mekâna gidildiğinde yememesi gereken yemek üzerinden “bir kereden bir şey olmaz” şeklinde baskı yapılmaması gerekir. Hayatına alacağı insanı da, ona bu konuda uyum sağlayacak olmasıyla belirlemelidir.

-“Kendini sevmelidir”. Aslında yemek, spor ve düzen konusunda kendini geliştirdiğinde herkesten daha sağlıklı olacağını bilmeli bunu kendine motivasyon edinmelidir.

-En başta bu hastalığın asıl nedenini ve hastalığın kaynağının genetik yapı olduğunu çocuğa uygun bir dille anlatılmalıdır.  Diyabete kısa zamanda uyum göstermek zor olsa da zaman içerisinde bir yaşam biçimi olarak görmelerini sağlamanız gerekir. Çok zorlandığınız durumlarda diyetisyen ve psikolog eşliğinde anlatmak sağlıklı olabilir.

-Diyabetli hastanın tedaviye uyumu oldukça önemlidir. Bu da hastanın moralini iyi tutması ile sağlanabilir. Bu çocuğunuz diyabetli olduğu için onu üzecek bir hamle yapmamak demek değil. Bunu hissettirmeden yapmalısınız. Çocuk açısından “hasta olduğum için bana kızamıyor” algısı yaratmak çocuk için kötü bir his yaratabilir, her şey kontrolde gidiyorken istemeden bu durumu tersine çevirebilirsiniz.

-Evet! Madem diyabet kaçınılmaz bir şey öyleyse ebeveynler bu hastalığı eğlenceli hale getirebilirler. Yemek yemek, uyumak nasıl bir ihtiyaçsa spor yapmakta hayatının bir parçası olmalıdır. Çünkü spor bireylerin yaşam tarzlarının, tedavi sürecini etkilemesi bakımından önemlidir. Onlara spor yapmaları ve sağlıklı beslenmeleri için zaman ve fırsat sunabilirsiniz. Eğlenceli egzersizlerle destekleyebilirsiniz.

Bir diyabetli ablası olarak bizlere çok şey düştüğünü söylemeliyim. Hassasiyetinizi korumalı, onlara uyum sağlamalı ve destek olmalısınız. Nasıl diyabet onlar için hayatın bir parçası ise zaman içerisinde bizler içinde hayatın bir parçası haline gelebiliyor. Beraber spor yapmak, mutfak alışverişi yaparken tamamen sağlıklı yiyeceklere yönelmek ve bunları alışkanlık haline getirmek sizi de bir abla yapabilir ve çok eğlenebilirsiniz.

 

KAYNAK

https://tr.khanacademy.org/science/health-and-medicine/endocrine-system-diseases/diabetes/a/what-is-diabetes-mellitus

https://www.kemalarikan.com/diyabet-ve-psikiyatri.html

internet ebeveyni
Yoksa Sizde mi Blogger Anne Babalardansınız?
obsesif kompulsif bozukluk
Çocuğunuzla Konuşuyor Fakat Anlaşamıyor musunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.

Menü