Çocuğunuzun Ekranını Çatışma Yaşamadan Kapatmak Mümkün Mü?  Bu Yazıyı 5 Dakikada Okuyabilirsiniz.

‘’Son 5 dakika, sonra tabletini bırakıp hemen yemeğe geliyorsun.’’

Bu cümle size de tanıdık geldi mi? Çoğu zaman ilk uyarıyı verdikten sonra ebeveynler çocukların bunu kabulleneceklerini, kendi istekleri ile ekranı kapatacaklarını ve sofraya gelip huzurla yemek yiyeceklerini umar ancak gerçekte durum hiçte böyle olmaz.

‘’Eğer hemen şimdi o tableti kapatmazsan bir daha oynayamayacaksın.’’

‘’Kapat şunu!’’

‘’Bıktım artık!’’

Ve sonrası bağırmalar, ağlamalar, öfke nöbetleri, çığlıklar…

Her gün aynı sahneyi defalarca yaşayan ebeveynlerin bu durum karşısında ne kadar zorlandığını ve çoğu zaman nasıl çaresiz hissettiklerini, bununla nasıl başa çıkabilecekleri konusunda yetersiz kaldıklarını biliyoruz. Teknolojik alet kullanımını çocukların hayatından tamamen çıkarmak yerine sınırlı kullanımını öğretmek için çabalıyor çoğu ebeveyn. Ancak her ekran süresi sonunda da yukarıda bahsettiğimiz benzer sahnelerle karşılaşıyor. Çocuklarını kavgasız, bağrışmalar ve göz yaşı olmadan nazikçe ekrandan uzaklaştırmak aslında her ebeveynin hayali.

Peki bu hayale ulaşmak için nasıl bir yol izlemeli?

Isabelle Filliozat, pozitif ebeveynlik üzerine uzman bir klinik psikolog. Çocuk eğitimi üzerine yazılmış bir çok kitabın yazarı ve Fransız dünyasında nazik ebeveynlik konusunda bir otorite. Kendisi bu çatışma sürecinin nasıl düzenlenmesi ve yönetilmesi gerektiğine dair bazı metodlar sunuyor ebeveynlere.

Ekran süresinin ardındaki bilimi biliyor musunuz?

Isabelle Filliozat’a göre ekranın ve teknolojik alet kullanımının beynimizde yarattığı hazdan kurtulmak oldukça güçtür. Yetişkinler için bile oldukça zorlu olabilecek bu durum çocuklar için çok daha korkunç ve acı verici bir hal alabilir. İnsanlar bir film izlerken, oyun oynarken, sosyal medyada gezinirken aslında zihinsel olarak başka bir dünyaya doğru yolculuğa çıkmış olur. Ekranda gördüğümüz renkler, sesler, hareketler… hepsi adeta beynimizi hipnotize eder. Tüm bu yoğun hareketler beynimizi bir ritim içine sokar; kendimizi iyi hissetmemize ve bu sadece bu akış içerisinde kalmayı arzulamamıza neden olur. Tam da bu akışın içerisinde olduğumuz anlarda, beynimiz stresi ve acıyı azaltan bir nöro transmitter madde olan dopamini salgılar. Bu madde salgılanırken her şey mükemmel ilerler ta ki ekran kapanıncaya kadar…

Hiçbir futbol maçının en heyecanlı yerinde elektriğin kesildiği ya da bir oyunda tam bölümü geçmek üzereyken son canınızı da kaybettiğiniz oldu mu? O anda neler hissettiğinizi hatırlıyor musunuz? İşte vücuttaki dopamin seviyesi bu gibi durumlar vücuttaki dopamin seviyesinin hiçbir uyarı olmadan düşmesine neden olur ve bu durum gerçek bir acı hissi yaratır. Hormonların düşmeye başladığı, fiziksel şokun yaşandığı an tam da çocukların bağırmaya ve homurdanmaya başladıkları andır.

Ekran süresini sona erdirme ve sınırlandırma konusunda ebeveynler ne kadar net ve kararlı olursa olsun burada önemli olan nokta arkasındaki bilimi keşfetmek, anlamak ve ona göre bir yol haritası belirlemektir.

Yol haritasını takip etmek ve sakinliği bulmak
  • İlk adım ekran süresini belirlemek; bu konuda mutlaka önceden bir anlaşma yapılmış olması gerekiyor. Örneğin, her gün yarım saat gibi.
  • Ekran süresi dolmadan en az 10 dakika önce bir uyarı verilmeli. ‘’Son 10 dakikan, oynadığın oyunu/izlediğin filmi vb. toparlasan iyi olur.’’ şeklinde. Bu ilk toparlama uyarısından sonra son 5 dakika kala ikinci bir uyarı verilmesi de iyi olacaktır. Yaptığınız anlaşma sizin için net ve adil olabilir ama çoğu zaman çocuklar durumu bu şekilde göremez; özellikle ekran önündeyken olaylara bu şekilde bakabilecek ya da düşünebilecek durumda olamaz. O nedenle uyarılar ve hatırlatmalar çok önemlidir.
  • Çocuğu zorla ekrandan, izlediği filmden, oynadığı oyundan koparmak yaralayıcıdır. Bu işin en sağlıklı ve doğru yolu ise doğrudan kapama düğmesine basmak yerine, onu ekrandan koparman hemen önce onun alanına girmek ve bir köprü oluşturmaktır.
  • Ekran süresi dolduğunda bir süre çocuğunuzun yanına oturun ve onun dünyasına misafir olun. Onunla televizyon izleyin, oynadığı oyunu seyredin. Bu durumun çok uzun sürmesine gerek yok birkaç dakika yeterli olacaktır. Onunla yaşadığı deneyimi paylaşmaya çalışın.
  • Bir süre izledikten sonra bir soru sorun örneğin; ‘’ne izliyorsun, hangi bölümdesin, şu karakterin özelliği ne?’’ gibi. Çocuklar genellikle ebeveynlerinin kendi dünyaları ile ilgilenmelerinden mutlu olurlar. Eğer hala ekranın içine dalıp gitmişse, sizi duymuyor gibi yapıp sorularınıza cevap vermeyi reddediyorsa vazgeçmeyin! Sadece bir süre daha yanlarında oturup, başka sorular sormaya devam edin.
  • Çocuğunuz size cevap vermeye, izlediği/oynadığı şey hakkında konuşmaya başladığında ekranla iletişimi kesme alanına girdiğini ve gerçek dünyaya dönmeye başladığını anlayabilirsiniz. Akış halinden yavaş yavaş sizin varlığınızı hissederek uzaklaşıyor demektir. Aslında burada yaptığınız şey sizin olduğunuz yer ile onun olduğu yer arasında bir köprü kurmak ve bu köprü sayesinde onu sizin olduğunuz tarafa yavaş yavaş getirmek. Böylece dopamin hormonu aniden düşmeyecek, çocuk fiziksel şoku hissetmeyecektir. Burası tam da sihrin gerçekleştiği yer!
  • Artık onunla yemeğe gelmesi, banyoya girmesi, ödevini yapmaya başlaması ya da sadece ekranı kapatması gerektiği konusunda konuşmaya başlayabilirsiniz. Bu rahatlatıcı birkaç dakika sayesinde çocuğunuz sizi dinleyebilecek hatta size yanıt verebilecek seviyeye gelmiş durumda olacaktır. Hatta gerçek dünyaya yeteri kadar nazik şekilde çağrıldığı için yumuşamış ve mutlu olmuş olabilir.
  • Çocukların beyninde neler olup bittiğini keşfedip, anladığınız zaman kriz anlarını aşmak ve bir yol bulmak çok daha kolay olur. İşler her zaman sizin beklediğiniz yumuşaklıkta ve mükemmellikte ilerlemese de bu yol haritası ekran süresinin çığlıklarla, bağırmalarla, öfke nöbetleri ile kapanmasını engelleyecektir.

 

(Kaynak: https://www.specialdeliveryforkidz.com/blogs/raising-a-happy-kid/how-to-end-screen-time-without-a-struggle)

Şimdi Ne Oynayacağız Anne
Çocuğunuz Tek Başına Oyun Oynayamıyor mu?
Başarıyı Engelleyen Aile
Çocuğunuzun Başarısını Siz mi Engelliyorsunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.

Menü