Çocuğunuz Tek Başına Oyun Oynayamıyor mu?  Bu Yazıyı 5 Dakikada Okuyabilirsiniz.

Çocuğunuz Tek Başına Oyun Oynayamıyor mu?

Sürekli Ebeveynleri İle Oynamak İsteyen Çocuklar

Çoğu aileden sık sık duyduğumuz bir cümle var; ‘’Çocuğumla bütün gün beraberiz, sürekli oynuyoruz ama gene de yetmiyor, sürekli şimdi ne yapacağız anne? diye soruyor.’’ Bizlerin de hep buna karşılık olarak tekrar ettiği cümle ise ‘’Çocuğunuzla ne kadar vakit geçirdiğiniz değil, geçirdiğiniz vaktin niteliği önemlidir.’’ Yani aslında önemli olan bütün bir günü çocuğunuzla geçirmeniz değil, onun yerine bir saati tam anlamı ile ona ayırıp nitelikli bir beraberlik yaşamanızdır. Nitelikli beraberlik, vakit ayırmayı, iyi dinlemeyi, paylaşmayı, ekip olabilmeyi, yaratıcı olup keyifli önerilerde bulunmayı gerektirir. Çocuğu tanımak, nelerden keyif aldığını, nelere katılım gösterebileceğini, ne derece esnek olabildiğini bilmek gerekir. Yeri gelince oyun uydurabilmeyi, etkinlik planlamayı, doğal malzemeleri oyun materyali haline getirebilecek bakış açılarına sahip olabilmeyi ister.

Aslında bu anlamda çocukların ailelerini rahat bırakmamaları çokta yeni bir durum değil; ancak günümüzde gelişen yeni nesil ebeveynlik çağında bu çok daha zorlayıcı bir hal almış durumda. İşten eve geldiğinizde, hafta sonu boş vakitlerinizde sürekli size oyun oynamak için yalvaran ya da burada istediğini alamayınca televizyon-tablet-telefon için tutturan çocuklar…

Pek çoğunuz çocuklarınızla vakit geçiriyorsunuz hatta kimi zaman bire bir saatlerce ilgileniyor, her istediğini yapmaya, her beklentisini karşılamaya, her oyuna eşlik etmeye çalışıyorsunuz. Onu her ne kadar kendi başına, serbest şekilde oynamaya yönlendirseniz de o sürekli yeniden tekrar ve tekrar size geliyor…

Peki siz çocuklarınıza bu kadar ilgi gösterirken onların hala bu kadar doyumsuz ve ilgiye aç olmasının sebebi nedir?

Öncelikle çocuğunuz ile kurduğunuz ilişkinin niteliği çok önemlidir. Çocukların ‘’problemli’’ olarak adlandırdığımız çoğu davranışının temelinde aslında karşılanmayan ihtiyaçlar ya da aşırı doyurulmuş ihtiyaçlar yer alır. Sizin ve çocuğunuzun arasındaki ilişkiyi yöneten taraf kim? Kurduğunuz ilişkide ilk adımın sorumluluğunu kim alıyor?

Bu soruların cevabını bulmanızın önemli bazı anlamları ve sonuçları bulunmaktadır. Birincisi çocuklarınızla sürekli zaman geçiriyor olmanıza rağmen bu tutumun sorumluluğunu çocuk kendi üzerinde hissediyorsa çocuktaki güvensizlik duygusunun beslendiği anlamına gelir. Çünkü çocuklar ebeveynleri ile olan ilişkilerinde onların sürekli peşinde koşan taraf olmamalıdır. Güvensizlik hissi ile doğru orantılı olarak çocukların evin içerisinde ya da girdiğiniz sosyal ortamlarda sizin peşinizden koşması da artacaktır. Aile içi ilişkilerde ilişki kurmanın sorumluluğunu üzerinize almalı, ilişkilerinize liderlik etmelisiniz. Bu en önemli ilk adımdır.

İkinci önemli adım ise belirli sınırların ve kuralların uygulanmasıdır. Çocuklar çoğu zaman beraber oynadığınız oyunların sonsuza dek sürmesini bekler. Belli bir zaman koymak ve bu zaman aralığında nitelikli zamanı birlikte geçirmek doğru olacaktır. Çocuklar bu sınırların varlığından hoşlanmasa da hatta kimi zaman sonu gözü yaşlı olarak bitse de hem kendinize vakit ayırmak için hem de çocuğun kendini güvende hissedebilmesi için sınırların yürürlükte olması oldukça önemlidir.

Bir de unutmamanız ve kendinize sürekli hatırlatmanız gereken bir diğer noktada şudur; çocukların canı sıkılabilir ve bu iyi bir şeydir. Çocuklarınızın sıkılmasına izin verin. Sürekli olarak onların can sıkıntısını geçirmek için yeni aktiviteler, oyunlar, etkinlikler üretme çabasından vazgeçmeli, kendi çözümlerini üretebilmesi için alan tanımalısınız. Siz ne kadar fazla fikir ortaya atarsanız çocuk o kadar çok mız mızlanır, durumu uzatır, ağlar ve ona eşlik etmeniz için yalvarır.

Çocuklarınızla yeterince derin ve sağlam bir ilişki kurduğunuzda oyunlarınızın saatlerce sürmesine ya da her anınızı birlikte geçirmenize gerek kalmaz. Onların duyguları ile empati kurmak, onları anlamak ancak gene de ilişkiye liderlik eden taraf olmak yeterli olacaktır.

Ona oyunda eşlik etmek istememeniz, sıkılmanız, yorgun hissetmeniz gibi durumlar çok doğal; kendinizi asla suçlu hissetmeyin. Çünkü kendinize de ilgi ve zaman ayırmanız çocuğunuzla aranızda gelişecek ilişkinin üzerinde oldukça fazla etkiye sahiptir. Siz mutlu olursanız bu mutluluktan çocuğunuzda ziyadesi ile faydalanacaktır. Kendinize spor, arkadaşlarla vakit geçirme, yalnız kalma gibi zaman dilimleri yaratın. Biliyoruz, vicdan azabı sinsi bir şekilde sizi takip edip yakalayacak ama şunu asla unutmayın; bir cumartesi öğleden sonrasını sadece kendinize ayırmak altın değerindedir. Ruh halinizi pozitif etkileyecek bu durumla birlikte çok daha sakin, pozitif hissedebilir; çocuklarına karşı çok daha sabırlı, nazik bir ebeveyne dönüşebilirsiniz.

Sonuç olarak ilişki kurma konusunda sürücü koltuğunda oturmayı, kendinize vakit ayırmayı, sabırlı davranmayı ve bazen birazcık vicdan azabı ile hırpalanmanın doğal olduğunu  asla unutmayın!

 

(Kaynak: https://www.washingtonpost.com/lifestyle/on-parenting/when-kids-want-parents-to-play-all-the-time/2016/04/12/c4708e84-fa7b-11e5-9140-e61d062438bb_story.html?utm_term=.aa9266ca96a7)

Babalık kodları değişiyor
‘Babalık’ Kodları Değişiyor
Çocuğunuzun Ekranını Çatışma Yaşamadan Kapatmak Mümkün Mü?
Çocuğunuzun Ekranını Çatışma Yaşamadan Kapatmak Mümkün Mü?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.

Menü