Çocuğunu Sevmeyen Ebeveyn Olur Mu?  Bu Yazıyı 5 Dakikada Okuyabilirsiniz.

Bu soruyu kendinize sorarken zorlanıyor musunuz? Belki de saçmalamayın tabi ki her anne, baba çocuğunu sever diyorsunuz. Toplum olarak kadınları anaç kelimesi, erkekleri babacan kelimesi ile yoğurarak, en baştan bazı kalıplara sokuyoruz. Anne sevgidir, sahiplenir; baba güvendir, korur. Gerçekten böyle olmak zorunda mı? Herkes çocuk sahibi olmalı mıdır? Her çocuğu olan birey tüm güçlülüğü ile çocuğunu sever mi ya da sevmeli midir?

Bir süre önce bir yazarın röportajına denk geldim ve konusu İngiltere’de yazmış olduğu bir kitabın ortalığı karıştırmasıydı. Yazar çocuğunu sevmeyen bir anneyi konu almıştı ve birçok yayın evi kitabı basmak istemiyordu. “Çocukların çocuk sahibi olmaması gerek” diyor ve yazar, çocuk sahibi olduğu için bazı insanların sonradan pişman olduğunu fakat bunu dile getirmekten korktuğunu söylüyor. Yani çocuğu sevmemek mümkündür diyor.

Sizce de mümkün müdür?

Ebeveyn sevgisi, çocuğun gelişimini ve refahını destekler. Bu nedenle ‘sevgi’ kuşkusuz ki çocuğun gelişiminin en temel tuğlasıdır. İlk çocukluk döneminde ebeveyn genelde çocuğu cezalandırmak için sevgi faktörünü çocuğa karşı tehdit olarak kullanır. Sevgisizlik düşüncesi çocuğu çok fazla yaralar ve kırar aynı zamanda kaygı seviyesini de arttırır.

Peki, çocuğunuzu gerçekten yeteri kadar sevmiyor olabilir misiniz?

Yeteri kadar sevmiyor olmanız anormal midir?

Tüm varlığınızı çocuğunuza adamak zorunda mısınız?

Ebeveynlerin, özellikle de annelerin çocuklarına karşı doğal bir sevgisinin olduğu inancı toplum tarafından hepimize en küçük yaşlardan itibaren aşılandı. Fakat çocuklarına karşı yeteri kadar sevgi ve ilgi göstermeyen, gösteremeyen ebeveynlerde bu durum suçluluk hissi yaratmaya neden oluyor. Belki de bu suçluluk hissi ile çocuğa öfke bile duyabiliyorsunuz.

Çocuğunuz hayatınıza girdiği andan itibaren kendinizi köşeye sıkışmış hissedebilirsiniz, yargılanmamak için duygularınızı gizleyebilirsiniz. Vücudunuzun şekli bozuldu diye belki suçluyorsunuz, belki de eşiniz ile eskisi kadar vakit geçiremediğiniz için kızıyorsunuz ya da uykusuzluk artık sizi yorgun düşürdü, maddi olarak da çok zorlanıyor olabilirsiniz.

Çocuğun getirmiş olduğu olumlu duyguların yanında olumsuz duygular ve durumlarda çok fazla olabiliyor. Bunlardan kaçmak, görmezden gelmek siz ebeveynleri daha da yorabilir; çocuğunuza karşı olumsuz duygular beslemenizi körükleyebilir. Ebeveyn bunları hissettiğinde paniğe kapılmamalıdır. Kendinize karşı dürüst olun ve olumlu hisler kadar olumsuz hislerinde olabileceğini kabullenin. Eksiklikleriniz olabilir ve bu anormal değildir. Başkalarının da eksiklikleri olabilir öncelikle olumsuz hislere karşı da saygı duymalısınız. Bakış açısı olarak kendinizi rahatlatmanız durumu daha kolay yönetebilmenizi sağlayacaktır.

Çocuğunu Sevmeyen Anne – Baba Olur

Kişi eğer kendi hakkında olumsuz duygulara sahipse, kendini sevmiyorsa karşı tarafa da sevgi ve hassasiyet gösteremeyebilir. Aslında olumsuz duygularını karşı tarafa yansıtmaları muhtemel olabiliyor ve bunun için kendinden güçsüz birine yani çocuğuna bu yansıtmayı yapabilir.

Gelişmemiş ve olgunlaşmamış ebeveynlere, bebeğin sorumluluğu ve ihtiyaçları yük gibi gelebilir ve pişmanlık duyabilirler. Bu durumda çocuğa ister istemez yansıyabilir. Bebek ve ebeveyn arasında bundan dolayı sağlıklı bağlanma oluşmayabilir.

Ebeveyn, kendi gelişim dönemini sağlıklı bir şekilde geçirmemişse; çocuğuna karşı sevgi ve yakınlığı kabul etmekte zorlanabilir. Bilinçsiz bir şekilde kendisini çocuğundan uzaklaştırabilir.

Ebeveynin kendi yaşamında çözülmemiş travmaları olabilir. Çocuk, ebeveynin travmatik yaşam dönemine yaklaştığında ebeveyn, yanlış tutum sergileyebilir,  çocuğu ihmal edebilir ya da çok korumacı yaklaşabilir. İki tutum da çocuk için zorlayıcıdır. Örneğin kendi çocukluk üzüntüsünü hatırlamaya tahammül edemeyen bir ebeveyn, çocuğu ağlarken cezalandırıcı davranabilir ya da aşırı koruyarak, rahatlatmaya çalışabilir.

Çocuk sahibi olmak bazı ebeveynler için zaman kaybı ve ölüm kaygısı anlamına gelebiliyor. Bu kaygı da ebeveynin çocuğuna karşı ilgi ve sevgide noksan davranmasına neden olabilir.

Bazı ebeveynlerde çocuklarını kendi devamları olarak görebiliyorlar ve ölümsüzlük projesi olarak dünyaya getirebiliyorlar. Ebeveyn, kendi düşünce ve değer yargılarını çocuğa aşılamaya çalışıyor ve çocuk buna rağmen farklılaşırsa ebeveyn çocuğu dışlayabiliyor. Örneğin, ebeveyn siyasi olarak bir görüşü benimsediğinde çocuğunun da aynı görüşü benimsemesini isteyebilir. Fakat çocuğun görüşü ile ebeveynin görüşü paralel olmayabilir ve bu durumda çocuk, ebeveynin bağlanabileceği, sevgisini ve ilgisini gösterebileceği biri olmaktan çıkabilir.

Çocuğun getirmiş olduğu olumsuz özelliklerde ebeveynin çocukla arasına bir sınır koyabiliyor. Çocuğun zorlayıcı, kural tanımaz davranışları ebeveyn ile çocuğun uzaklaşmasına, sevgi duygusunun ortadan kalkıp, yerine olumsuzsuz duyguların geçmesine neden olabiliyor.

Ebeveyn olarak artık hayatınıza devam edecek olmanız başka rolleriniz olmadığı anlamına gelmiyor. Kimisinin arkadaşısınız, kimisinin eşi, kimisinin de ablası, abisisiniz. Birçok rollere bürünebildiğimiz yaşamımızda duygularımızı doğru bir şekilde tanımak ve onları yönetmek oldukça önemlidir. Doğru duyguyu hissediyor muyum, hissettiğim duygu ile durum arasında paralellik var mı gibi soruları kendimize sormak ve cevaplarını bulmak oldukça rahatlatıcıdır. Olumsuz duygularınızın arttığı dönemlerde, kendinizi rahatlatacak, dinlenebileceğiniz, kendinize vakit ayırabileceğiniz alanların olması önemlidir. Olumsuz duygular hissetmek anormal değildir fakat bir çocuğa sahipseniz size de çocuğa da iyi gelebilecek çözüm becerileri geliştirerek ilerlemeniz daha sağlıklı olacaktır. Çok tıkandığınızı hissettiğiniz de ise bir profesyonelden destek almaktan çekinmeyiniz.

 

 

Kaynaklar

https://www.psychologytoday.com/us/blog/the-human-experience/201510/8-reasons-parents-fail-love-their-kids

ayrılık kaygısı
Huzursuzluğun Nedeni Ayrılık Kaygısı Olabilir mi?
öğretmenin çocuğun hayatındaki rolü
Öğretmenin Çocuğun Hayatındaki Rolü

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.

Menü