Bilgi Nasıl Kalıcı Hale Gelir?  Bu Yazıyı 4 Dakikada Okuyabilirsiniz.

Her birey özeldir ve birçok yönle birbirimizden ayrılırız. Aynı ortamda, aynı koşullarda aynı bilgiyi öğrensek de hepimiz bilginin farklı yerini öğrenir, içselleştirir ve günlük hayatımızda kullanırız. Nasıl öğrendiğimize dair ortaya çıkan üç teoriden kısaca bahsetmek isterim. Bu üç teori de bilgiyi nasıl aldığımızı anlamak için önemlidir.

Öğrenme teorileri, bireylerin bilgiyi nasıl edindiklerini, sakladıklarını ve hatırladıklarını açıklayan organize bir ilkeler kümesidir. Farklı öğrenme teorilerini inceleyerek ve öğrenerek öğrenmenin nasıl gerçekleştiğini daha iyi anlayabiliriz. Teorilerin ilkeleri, öğrenmeyi teşvik eden öğretim araçlarını, tekniklerini ve stratejilerini seçmeye yardımcı olmak için kılavuz olarak kullanılabilir.

  1. Davranışçı Öğrenme Teorisi

Davranışçılık teorisyenleri bilginin bağımsız ve insanlar dışında olduğuna inanırlar. Öğrenciyi deneyim kazanması gereken boş bir sayfa olarak görürler. Davranışçılar, öğrenmenin gerçekte yeni davranışlar veya davranıştaki değişiklikler, uyaranlar ve yanıtlar arasındaki ilişkiler yoluyla kazanıldığında meydana geldiğine inanmaktadır. Dolayısıyla ilişkilendirme davranışta bir değişikliğe yol açar.

Öğrenme Süreci

Öğrenme süreci davranıştaki nesnel olarak gözlenebilir değişikliklere dayanır. Davranış kuramcıları öğrenmeyi sadece yeni bir davranışın kazanılması veya davranıştaki değişmeler olarak tanımlar. Teori, öğrenmenin çevreden bir ip ucu veya uyarıcı sunulduğunda başlar ve öğrenen uyarıcıya bir tür tepki ile tepki verdiğinde başlar. İstenilen davranışı pekiştiren sonuçlar, istenen davranışı takip edecek şekilde düzenlenir. Yeni davranış şekli tekrar edilebilir, böylece otomatik hale gelir. Öğrencinin davranışındaki değişiklik, öğrenmenin gerçekleştiğini gösterir. Öğretmenler davranışlarını ödüllendirirken veya cezalandırırken davranışçılık teorisini sıkça kullanırlar.

Ne yazık ki, davranışçılık eğitimi öğrenciyi problem çözme veya yaratıcı düşünme için hazırlamaz. Öğrenciler söyleneni yaparlar ve bir şeyleri değiştirmek veya geliştirmek için inisiyatif almazlar. Öğrenci yalnızca temel gerçekleri, otomatik tepkileri veya görevleri yerine getirmek için hazırlanmıştır.

  1. Bilişsel Öğrenme Teorisi

Bilişsel bilgi işlem davranışın arkasındaki düşünce sürecine dayanır. Teori, insanların yalnızca uyaranlara yanıt vermek yerine (yani ne olduğu hakkında düşünmek yerine) aldığı bilgileri işledikleri fikrine dayanmaktadır. Davranıştaki değişiklikler gözlemlenir, ancak yalnızca öğrencinin kafasında olup bitenlerin bir göstergesi olarak. Öğrencinin zihni, yeni bilgi ve becerilerin yansıtılacağı bir ayna gibidir.

Bilişsel bilgi işleme, öğrenci aldığı bilgiyi anlamak ve işlemek için yollar aramakta ve onu önceden bilinen ve bellekte depolananlarla ilişkilendirmek için etkin bir rol oynadığında kullanılır.

Öğrenme Süreci

Bilişsel öğrenme kuramcıları, bilginin içsel işlemden geçirilerek öğrenmenin gerçekleştiğine inanır. Davranışçılıktan farklı olarak, bilişsel bilgi işleme, dış durumdan ziyade içsel süreç tarafından yönetilir. Öğrenme teorisine bilişsel yaklaşım, öğrencinin kafasında neler olup bittiğine daha fazla dikkat eder ve gözlemlenir ve öğrencinin zihninde ne olduğuna dair göstergeler olarak kullanılır.

Öğrenme, yeni kavrayışlar elde ederek veya eskilerini değiştirerek deneyimlerinin yeniden düzenlenmesini içerir. Dolayısıyla öğrenme, sadece davranıştaki bir değişiklik değil, bellekte depolanan bilgideki değişikliktir.

  1. Yapılandırmacı Öğrenme Teorisi (Konstrüktivizim)

Yapılandırmacılık, bireysel deneyimler ve içsel bilgiler temelinde hepimizin kendi dünya bakış açımızı oluşturduğuna dayanmaktadır. Öğrenme, bireyin kendi deneyimlerinin anlamını nasıl yorumladığı ve yarattığı üzerine kuruludur. Bilgi, öğrenci tarafından oluşturulur ve herkesin farklı deneyimler ve algılar kümesi olduğu için, öğrenme her kişi için benzersiz ve farklıdır.

Öğrenme Süreci

Yapılandırmacı kuramcılar, öğrenmenin, bireylerin önceki bilgi ve deneyimine dayanarak yeni fikirler veya kavramlar oluşturduğu bir süreç olduğuna inanır. Her birimiz deneyimlerimizi anlamlandırmak için kullandığımız kendi zihinsel modelleri üretiyoruz. Fikirler arasındaki çatışmaları çözer ve teorik açıklamalara yansıtırız. Bu nedenle, öğrenme, zihinsel modellerimizi yeni deneyimlerimize uyacak şekilde ayarlama sürecidir.

Bu teori, insanları problem çözmeye hazırlamaya odaklamak için kullanılır. Bu nedenle, başarılı olmak için, öğrencinin fikirlerini yorumlayabileceği ve önemli bir bilgi tabanına ihtiyacı vardır. Ek olarak, Yapılandırmacılık ile, sonuçlar her zaman tahmin edilemez, çünkü öğrenciler kendi bilgilerini oluşturuyorlar. Bu nedenle, sonuçların daima tutarlı olması gerektiğinde bu teori çok fazla kullanılmayabilir.

 

Kaynaklar

http://thepeakperformancecenter.com/educational-learning/learning/theories/

X – Y – Z: KUŞAKLAR ÇATIŞIYOR
tepkisel bağlanma
Çocuğunuzla Güvenli Bağlanamazsanız Ne Olur?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.

Menü