Beyaz Yakalı Ebeveyn Olmak  Bu Yazıyı 6 Dakikada Okuyabilirsiniz.

“Çalışan bir ebeveyn olmak zor olabilir.

Fakat yaşlandıkça, diğer birçok şey gibi, gittikçe daha iyi ve kolay bir hâl alır.”

 

Günümüzde değişen yaşam şartları ile birlikte pek çok kadın çalışma yaşamına adım atıyor. Bununla birlikte ebeveynlerin ev ve iş yaşantısında üstlenmekte olduğu bir birinden farklı roller ortaya çıkıyor. Ebeveynler için çalışan rolü, anne-baba rolü, birey rolü gibi kimlikler ortaya çıkıyor ve bunların hepsini aynı anda üstlenmek bazen yorucu olabiliyor. Ebeveynlerin ağırlıklı olarak hissettikleri suçluluk duygusu ile birlikte doğru orantılı olarak stres düzeyleri de artıyor. Aslında yapılması gereken şey çok basit ebeveynlik kimliği ve çalışan kimliği arasında bir denge kurmak, daha sonra düzenli ve disiplinli bir şekilde bu dengeyi korumak.

Özellikle bugün herhangi bir çalışan anne ile konuştuğunuzda size söyleyeceği tek şey vardır o da hissettiği suçluluk duygusudur. Anneler çocuklarını evde bırakma konusunda suçluluk duyarlar ve bunun kısa ya da uzun vadeli etkileri konusunda endişe duyarlar çünkü bu durumun gelecekte çocuklarının gelişimini etkileyebileceği kaygısını taşırlar. Ancak doğru olan bir şey var ki o da çalışan kimliğiniz ile ebeveyn kimliğiniz arasında bir denge kurmak istiyorsanız mutlaka ‘suçluluk’ duygusundan uzaklaşmanız gerekir. Çünkü, burada önemli olan çocuğunuzla 24 saat bir arada kalmak değil onunla geçirdiğiniz zamanları nitelikli bir şekilde değerlendirmektir.

Stresli ve yoğun geçen bir çalışma gününün ardından bu stres ebeveynlerin tutum ve davranışlarına yansıyabiliyor ve bu durum çocuklarıyla olan iletişimi etkiliyor. Bu yoğunluk içerisinde sıkışıp kalan ebeveynler çocuklarına vakit ayıramadıkları, onlarla ilgilenemediklerini düşünüp; yetersizlik, suçluluk, ilgisizlik duygularına kapılıyor. Çoğu zaman bu duyguları hissetmek doğal olsa da bu duygular eşliğinde hareket ettiklerinde sağlıksız tutumlar sergileyebiliyorlar. Örneğin, işten eve döndükten sonra çocuğun her istediğini yapma ya da onları şımartma eğiliminde olabiliyorlar. Bu noktada çocuğun ihtiyaçlarının belirlenmesi oldukça önemli bir rol oynuyor. Çocuk varlığına dair geribildirimler almak ister; sevilebilir ve değerli olduğunu hissetmek ister. Ebeveynin çocuğa ‘sen değerlisin’, ‘sen güvendesin’, ‘seni koşulsuz seviyoruz’ mesajlarını doğru şekilde aktarması gerekir ve bunu aktarması için 24 saat bir arada olmaya ihtiyacı yoktur. Bunun yerine ihtiyacı olan şey beraber geçirdiği zamanlarda bu mesajları iletebildiği ve aktarabildiği bir iletişim türüdür.

Peki, bu konuda araştırmalar ne diyor?

Çalışan ebeveynler ve çocukları üzerinde yapılan araştırmaların sonucu ebeveynin çalışmasının çocuğun fiziksel, zihinsel, bilişsel, duygusal ve sosyal gelişimini olumsuz etkilemediği yönündedir. Ebeveynlerin çocuğun bakımı ve gelişimi için önemli bir kaynak olduğunu belirten bu çalışmalar, bu kaynağın çocuğa aktarılması ve sağlıklı gelişimini desteklemesi için sürekli yanında olması gerekmediğini saptamıştır. Yapılan bilimsel çalışmaların ortak sonucu ise, önemli olanın ebeveynin çocuk ile geçirdiği sürenin uzun ya da kısa oluşu değil, çocuğu ile bu süreyi nasıl geçirdiği yönündedir.


İş planı, program, takvim, disiplin…

Ebeveynin çalışan kimliği ve anne-baba kimliği arasındaki dengeyi oluşturabilmesi için hayatına katması gereken bazı kavramlar vardır. Çalışan anne babaların günlerini doğru planlayabilmesi ve bunu düzenli bir şekilde uygulayabilmesi önemlidir. Program ve disiplin kadar önemli olan bir diğer kavram ise ‘sınır’ koyabilmektir. Bazı çalışanlar işlerine tutku ile bağlı olabilir, gece-gündüz demeden çalışabilir ve işini hayatının merkezine koyabilir. Ancak ebeveyn olduğunuz zaman doğru sınırlar çizmeniz, iyi bir planlama yapmanız, mesai saatlerini verimli geçirmeniz, işleri biriktirmemeniz ve eve iş getirmemeniz oldukça önemlidir. Eve iş getirmemek dışında vakti organize bir şekilde kullanmakta oldukça önemli bir diğer konudur. Örneğin, çocuklar uyuduktan sonraki zamanı kişisel ilgiler ya da eşiniz ile birlikte geçirmek için kullanabilirsiniz. Böylece kendinize vakit ayırmış, günün yorgunluğunu atmak için bir fırsat yaratmış olursunuz.

 

Mükemmeliyetçiliğe elveda!

Çalışan ebeveynlerin bu dengeyi kurabilmeleri için bazı şeylerden feragat etmeleri gerekebilir, bunların başında ise mükemmeliyetçilik gelir. Kıyafetlerinizin ütülü olması istenen bir şeydir fakat bir süre kırışık bir etek giymek okadar da problem olmayabilir. Mükemmel yemekler hazırlayıp, akşamları masayı donatamayabilirsiniz ama çocuğunuzla keyifli bir oyun oynayabilirsiniz. Ev biraz dağılabilir, misafirlerinize mahcup olabilirsiniz, her gün evi süpüremeyebilirsiniz… mükemmeli bu konularda aramamalısınız. Mükemmel olan şey sizin ebeveyn olmanız ve çocuğunuzla geçireceğiniz kıymetli zamanlar. Mükemmeliyetçi olmak yerine affedici olun ve önce kendinizi affederek, suçluluk duygunuzu kenara koyarak başlayın bu sürece.

 

Ebeveyn olarak bu süreci yönetmek için neler yapabilirsiniz?
  • Sizin için ve aileniz için önemli olan şeyleri ve önceliklerinizi belirleyin. Aile içerisindeki değerlerinizi keşfedin.
  • Anne-baba olarak kararlarınıza güvenin. Verdiğiniz kararlar bazen doğru bazen yanlış olabilir; hata yapmak için kendinize izin verin ve deneyimlerinizden elde ettiğiniz kazanımlara odaklanın.
  • Kendinize çok fazla yüklenmekten kaçının. Ailenizle ve çocuğunuzla ilgili kurduğunuz hayaller ya da yapmak istedikleriniz konusunda hayal kırıklığı yaşıyorsanız, daha gerçekçi ve ulaşılabilir hedefler koymaya çalışın.
  • Neler kaçırdığınıza değil, neler yaptığınıza odaklanın.
  • Hissettiğiniz suçluluk duygusu nedeniyle ebeveyn rolünüzden kopmayın. Evde içerisinde koyduğunu kuralları ve sınırları kaldırmadan kullanmaya devam edin.
  • Yaptığınız işten mutlu olduğunuza emin olun. İşinde mutsuz olan ebeveynler bu mutsuzluğu aile içindeki ilişkilerine ve davranışlarına yansıtırlar.
  • Kendinizi başkaları ile kıyaslamayın!
  • Çocuğunuza az zaman ayırmak, az sevgi vermek değildir. Önemli olan sizi mutlu eden, iletişiminizi güçlendiren şeyleri birlikte paylaşmak, geçireceğiniz vakti nitelikli şekilde değerlendirmektir.
  • Çocuğunuza ayırdığınız zamanlarda geçirdiğiniz zamanın sadece onlara ait olduğunu ve sadece onlarla iletişime açık olduğunuzu hissettirin. Bu süre içerisinde telefon, televizyon gibi teknolojik aletlerden uzak durun.
  • Zamanınızın sınırlı olduğu durumlarda, örneğin ev işi yapmanız gereken durumlarda işinizi yaparken çocuğunuz ile sohbet edin ya da çocuğunuzun yaşına ve yeteneğine  göre ondan yardım isteyin.
  • Çocuğunuza az da olsa düzenli zaman ayırın.
Öğretmen Çocuğa Nasıl Öğretir
Eyvah Ebeveyn Oluyorum
Ebeveyn Olmaya Hazır mısınız?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.

Menü