Benim Annem Hiç Ebeveyn Olmadı  Bu Yazıyı 7 Dakikada Okuyabilirsiniz.

‘Bağlanma davranışı insan karakterini beşikten mezara kadar etkiler.’

-John Bowlby

Çocuğun annesi ya da bakım veren kişi ile geliştirdiği güçlü bağlar; kendileriyle, etrafındaki kişilerle ve dünyayla anlamlı ilişkiler kurabilmesi açısından büyük önem taşır. Bu iç mekanizma kişinin bütün ilişkilerindeki düşüncelerine, duygularına ve beklentilerine yetişkinlik döneminde bile yön vermektedir. Esas bağlanma -anne ile olan bağlanma- gelecekteki bütün ilişkiler için bir ilk örnektir. Çocuğun hem kendine hem başkalarına güvenmesi, değer vermesi bu bağlanmanın kalitesine bağlıdır.

Hiç ebeveyn olamayan anneler, anne yoksunluğu çeken çocuklar.. Tüm bu bağların izleri yetişkinlik hayatında net bir şekilde okunur hale gelir.

Bağlanma kuramı; bebeklik ve çocukluk dönemlerine, bu dönemlerdeki temel bakım veren ile çocuk arasındaki ilişkiye odaklanırken günümüzde yetişkinlerin sosyal ve romantik ilişkilerinde yaşadıkları duygusal, bilişsel ve davranışsal özellikleri anlamak için de kullanılan bir modeldir. Farklı ekollerden pek çok kuramcı, çocukluk yaşantılarının ve içsel çalışan modellerin yetişkinlik dönemine önemli yansımalarının olduğunu kabul etmektedir. Bağlanma kuramının öncülerinden olan John Bowlby’e göre, bireyin kurduğu ilk ilişki yeni doğana bakım veren anne ya da annenin yerini alabilecek temel bakım veren bir başka bakıcıyla gerçekleşmektedir. Bu ilişkinin bebeğin kendini güvende hissetmesi, ihtiyaçlarının giderilmesi, duygusal yakınlık görme beklentilerinin karşılanması gibi olumlu bir süreçte ilerlemesi durumunda; bebek bakıcısıyla kurduğu ilişki sonucunda kendini sevilmeye ve onaylanmaya layık görerek önemli olduğunu hissedecek ve aynı zamanda çevresindekileri ve dünyayı güvenilir, olumlu bir yer olarak algılayacaktır. İşte buna ‘güvenli bağlanma’ denmektedir. Güvenli bağlanma, kişinin kendisi ve diğerleri hakkında olumlu modeller geliştirebilmesi anlamına gelir. Bunun dışında bulanan saplantılı bağlanma, kayıtsız ve korkulu bağlanma tiplerinde ise tamamen güvensiz ve olumsuz modellemeler vardır. Saplantılı bağlanma, çocuk başkalarına karşı olumlu duygular beslemesine rağmen aynı duyguları kendine göstermeme çerçevesinde ilişkilerini yapılandırırlar. Saplantılı bağlanma stiline sahip kişilerin en belirgin özelliğiyse kendine güven eksikliğidir; bu kişiler hem reddedilmekten hem de terk edilmekten korkarlar. Kayıtsız bağlanma da ise, çocuk ‘olumlu benlik’, ‘olumsuz başkaları’ algısı hakimdir. Kişi kendi özerkliğine o kadar bağlıdır ki başkalarıyla kurulan ilişkilere bağlı kalmayı reddeder. Bu bağlanma stiline sahip kişiler genelde kaçınmacı davranışlar sergilerler. Korkulu bağlanma, bu stilde ise çocuk ‘olumsuz benlik’, ‘olumsuz başkaları’ algısına sahiptir. Bu bağlanma stiline sahip kişiler çoğunlukla güven sorunu yaşar, sosyal ilişkilere ihtiyaç duydukları halde bundan kaçınırlar.

Benim annem hiç ebeveyn olmadı, peki büyüdüğümde neler oldu? 

Bowlby, 1950 yılında Dünya Sağlık Örgütü tarafından 2.Dünya Savaşı sırasında evsizlik veya tahliye edilme sonucu anne yoksunluğu yaşayan çocukları araştırmakla görevlendirilir. Bowlby bu çalışmanın sonunda 1951 yılında ‘Anne Bakımı ve Ruhsal Sağlık’ raporunu hazırlar. Raporda, erken çocukluk döneminde uzun süre anne bakımından mahrum kalan çocukların hayatlarının ileriki dönemlerinde bir miktar entelektüel, sosyal, duygusal gerilik yaşadıklarını saptamıştır.

Bir başka araştırmasında ise 4 yaş ve altı çocuklarla çalışmış, uzun süreleri olarak anne yoksunluğu çeken çocukları incelemiştir. Çocukların 7-13 yaş arasındaki döneme geldiğinde oyunlarda daha sert davranışlar sergilediği, daha abartılı heyecanlar yaşadığı ve daha az girişkenlik gösterdiğini gözlemlemiştir. Bağlanma çalışmaları önceleri sadece bebeklik ve çocukluk dönemine odaklanırken son dönemlerde yetişkinlikteki bağlanma stillerine yönelik çalışmalar da yapılmaya başlanmıştır.

Yetişkin Bağlanma Biçimleri

Hazan ve Shaver yetişkin bağlanma çalışmaları alanında adını duyuran ilk isimler olmuştur. Ainsworth’un ortaya koyduğu üçlü bağlanma kuramından yola çıkarak bağlanma stillerinin yetişkinlerdeki karşılığını saptamışlardır. Hazan ve arkadaşlarının yaptığı çalışmalar sonucunda yetişkinler için de 3 tip bağlanma şekli belirlenmiştir. Bunlar; güvenli, kaygılı-kararsız, kaygılı-kaçınan bağlanma olarak adlandırılmıştır. Yetişkinlerde güvenli bağlanma stiline sahip kişiler kendine güvenen, sosyal açıdan girişken, yakın ilişkiler kurmaktan rahatsızlık duymayan bireylerdir. Kaygılı-kararsız bağlanmaya sahip olanlar kendilerine güvenmeyen, reddedilmekten ve terk edilmekten korkan kişilerdir. Kaygılı-kaçıngan bağlamaya sahip olanlar ise, kendilerini duygusal anlamda açmaktan rahatsızlık duyar ve sosyal anlamda baskılanmış hissederler.

Hazan ve arkadaşlarından sonra Bartholomew ve arkadaşları da Bowlby’in bağlanma kuramı üzerinden yetişkinlerdeki karşı olan ‘dörtlü bağlanma kuramını’ geliştirmişlerdir. Günümüzde sıklıkla yetişkinlerdeki bağlanma biçimleri bu kuram üzerinden anlatılmaktadır. Dörtlü Bağlanma Modeline göre, güvenli bağlanan yetişkinler, kendilerini değerli ve sevilebilir algılarken başkaları da onlar için ulaşılabilir ve duyarlıdır. Bu kişilerin benlik saygıları yüksektir, yakınlık kurmaktan rahatsızlık duymazlar. Saplantılı bağlanan yetişkinler kendilerini değersiz bulurlar ve başkaları hakkında olumlu değerlendirmelerde bulunurlar. Bu nedenle bu şekilde bağlanan yetişkinler sürekli olarak onay ve kabul arayışındadır. Korkulu bağlanmış yetişkinler ise kendileri hakkında olumsuz, değersiz bir algıya sahiptir; başkaları da aynı şekilde olumsuz olarak algılanır. Kişi kendisinin sevilmeye layık olmadığını ve başkalarının da reddedici olduğuna dair inançlara sahiptir. Bu kişiler ilişki kurmaktan kaçınırlar ya da ilişkilerinde çok fazla sorun yaşarlar. Son olarak kayıtsız bağlanan yetişkinler ise kendileri sevilebilir ve değerli bulurken başkaları hakkında olumsuz değerlendirmelere sahiptir. Bu kişiler hayal kırıklığına uğramamak ve reddedilmemek için yakın ilişkilerden kaçarlar. Sürekli olarak bağımsız ve güçlü olmanın peşinde ilerler böylece olumlu benlik algılarını sürdürmeye çalışırlar.

Tüm bunların ışığında şunu söyleyebiliriz ki çocukluk döneminde annemizin ya da bakım veren kişinin ortaya koyduğu tutumlar sonucunda bir bağlanma şeklini içselleştiriyor ve yetişkinlik dönemindeki ilişkilerimizin, sosyal bağlarımızın ve bağlanmalarımızın tarzını belirliyoruz. Belki de belirlemiyor bunu yaşamaya mecbur kalıyoruz. Yetişkinlik döneminde kim olduğumuz, nasıl bireylere dönüştüğümüz, nasıl ilişkiler kurduğumuz hatta nasıl ebeveynler olduğumuzu çocukluk dönemimizden bugünümüze taşıdığımız kodlar belirliyor.

KAYNAKLAR

  1. https://www.tavsiyeediyorum.com/makale_7428.htm
  2. http://dergipark.gov.tr/download/article-file/369647
  3. http://dergipark.gov.tr/download/article-file/115163
  4. http://dergipark.gov.tr/download/article-file/498676
  5. https://toad.edam.com.tr/sites/default/files/pdf/iliskiler-olcegi-toad.pdf
  6. Psikoloji Kitabı, İlk Duygusal Bağlar İnsan Doğasının Ayrılmaz Bir Parçasıdır
Çocuk Gelişimi
Oyun Oynamak Çocuğunuzun Gelişimini Nasıl Etkiler?
Dürtü Kontrol Bozuklugu
Çocuğunuzda Dürtü Kontrol Bozukluğu mu Var?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.

Menü