Bana Hazır Mısın Anne?  Bu Yazıyı 5 Dakikada Okuyabilirsiniz.

‘Merhaba anne,

Henüz dünyada değilim ama yaklaşık 280 günlük bir yolculuğun ardından yanında olacağım. Burada her an benim için yeni bir deneyim eminim sen de bir sürü yeni duyguyu aynı anda hissediyor ve yeni şeyler deneyimliyorsun. Gelişimin seni korkuttuğunu ve endişelendirdiğini biliyorum. Ben de korkuyorum anne ama eminim her şey yoluna girecek. Sesini duyuyorum. Şarkı mırıldanırken, sohbet ederken bazen kızarken… Söylediklerini çok anlayamasam da sesin bana iyi geliyor. Vücudun benimle birlikte çok değişecek; bu durum seni biraz rahatsız ediyor anladığım kadarıyla ama sen her halinle güzelsin. Seni olduğun gibi seviyorum şimdiden. Hayatta kaygıların ve korkuların olduğunu duydum. Ben daha buradayken bile her şeyi hissedebiliyor ve duyabiliyorum. Üzüldüğünde üzülüyorum, mutlu olduğunda mutlu oluyorum, yediklerinin tadını alabiliyorum, dinlediğin şarkıları duyabiliyorum kısaca hayata dair deneyimlediğin her şeyde ben de varım artık. Ben dünyaya geldikten sonra çok daha güzel şeyleri birlikte yaşayabileceğimizi umuyorum. Seni seviyorum anne. Yakında görüşürüz.’

Mesela bunları yazsa size bebeğiniz, tam da hamileliğin en şiddetli döneminde siz bulantılarla, kaygılarla, sıkıntılarla boğuşurken.. Ne hissederdiniz? Ne hissettiğinizi bildiğini bilseniz, ne hissederdiniz?

Evet, hamile kaldığınızı öğrendiğiniz andan itibaren hem fiziksel hem de duygusal olarak ciddi bir değişimin içine girersiniz. Hamilelik, sizin kadar bebeğinizin de içinde olduğu bir yolculuktur. Bu yolculuğun başında pek çok kaygı yakalar sizi ve süreç boyunca da baş ucunuzdan ayrılmaz.

  • “Bebeğim sağlıklı olacak mı? ”
  • “Doğum nasıl olacak, sorun çıkacak mı?”
  • “Bebeğim emecek mi ya emmezse? ”
  • “İyi bir anne olacak mıyım? Ya ona bakamazsam? ”
  • “Neye ihtiyacı olduğunu anlayabilecek miyim?”
  • “Ağladığında susturamazsam ne yaparım? ”
  • “Ya doğumda bana bir şey olursa ona kim bakar? ”

Yapılan araştırmalara göre hamilelik sürecinde en sık görülen rahatsızlık ‘kaygı bozukluğu’dur. Kaygı düşük seviyede olursa bizi yaşam içerisinde tehlikelerden korur ve bu durumlara karşı uyarır ancak kaygı çok yüksekse ve strese karşı çok fazla yanıt veriyorsak işte o zaman bu bir sorun haline dönüşebilir.

Peki, bu kaygıya ne sebep olur?

Kaygının pek çok farklı sebebi olabilir ve çoğu zaman kişiden kişiye farklılık gösterebilir.

  • Tepkilerinizi ve davranışlarınızı etkileyen biyolojik yapınız, genleriniz,
  • Travmatik çocukluk ve yetişkinlik deneyimleriniz, ilişkileriniz, nerede yaşadığınız, ekonomik durumunuz gibi çevresel faktörler,
  • Alışkanlıklarınız, inançlarınız, kalıplaşmış düşünce yapılarınız gibi içsel faktörler gebelik döneminde ortaya çıkan kaygı bozukluğuna neden olabilir.

Kaygıların sebebini keşfetme konusunda yetersiz kalabilirsiniz ancak sizde yarattığı etkileri ve davranışsal tepkileri mutlaka fark edersiniz. Kaygı sizin duygularınıza, düşüncelerinize, davranışlarınıza, inançlarınıza, ilişkilerinize müdahale eder ve fiziksel olarakta etkilerini ortaya koyar. Sık sık çarpıntı, göğüste sıkışma, nefes alamama, terleme, yerinde duramama, uyuyamama, iştahsızlık, aşırı sinirli ruh hali, şiddetli baş ağrıları, yüksek tansiyon gibi pek çok belirti ile ortaya çıkabilir. Bu durum hem sizin için hem de bebeğiniz için tehlikeli olabilir. Kendinizde bu tarz düşünce yapılarını, davranışsal değişimleri ya da fiziksel tepkileri gözlemlediğinizde mutlaka doktorunuza başvurmalı ve destek almalısınız.

Kendinize iyi gelecek şeyleri keşfedin!
  • Bu süreçte en çok işe yarayan şey dışardan aldığınız sosyal destek olacaktır. Size değer veren ve seven insanlarla vakit geçirmeye çalışın.
  • Her gün düzenli egzersizler ya da kısa yürüyüşler yapmaya çalışın.
  • Sizi yoran ve stres düzeyinizi arttıran işlerden uzak durup, kendinize ve dinlenmeye zaman ayırın.
  • Düşüncelerinizin farkına varın. Kaygınızı tetikleyen şeyleri not edin.
  • Kendinize mutlaka bir uyku düzeni kurun. Her gün aynı saatte yatağa gitmeye ve her gün aynı saatte uyanmaya gayret gösterin.
  • Film izlemek, kitap okumak, müzik dinlemek gibi rahatlatıcı etkinliklere daha çok vakit ayırın.
  • Kendinize bir hobi edinmeye çalışın.
  • Meditasyon, hamilelik yogası, pilates gibi hem fiziksel hem zihinsel rahatlama sağlayan etkinliklere katılabilirsiniz.
  • Sizi mutsuz eden ve stres düzeyinizi arttıran ortamlardan uzak durmaya çalışın. Bunun yerine içinde bulunduğunuz ortamı değiştirmek, sevdiğiniz yerlere gitmek faydalı olacaktır.
  • Onun için hazırlanmaya çalışın. Bebeğinizin fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarını belirleyin ve bu konularda hazırlık yapın. Kulaktan dolma bilgiler yerine kitaplar, makaleler okuyun, eğitimlere katılın.
  • En önemlisi, bebeğinizin sizi hissettiğini unutmayın. Siz her kaygılandığınızda, korktuğunuzda o da sizinle birlikte bu duyguları deneyimlemiş oluyor. Hani mektupta da yazdığı gibi aslında,

Üzüldüğünde üzülüyorum, mutlu olduğunda mutlu oluyorum, yediklerinin tadını alabiliyorum, dinlediğin şarkıları duyabiliyorum kısaca hayata dair deneyimlediğin her şeyde ben de varım artık. Ben dünyaya geldikten sonra çok daha güzel şeyleri birlikte yaşayabileceğimizi umuyorum. Seni seviyorum anne. Yakında görüşürüz.’

 

yakında görüşecek ve çok daha güzel şeyleri birlikte yaşayacaksınız!

 

KAYNAKLAR

  1. Lori E. Ross PhD, and Linda M. McLean, PhD, CPsych, Anxiety Disorders During Pregnancy and the Postpartum Period: A Systematic Review
  2. Ross, L. E., & McLean, L. M. (2006). Anxiety Disorders During Pregnancy and the Postpartum Period: A Systematic Review. The Journal of Clinical Psychiatry, 67(8), 1285-1298. (LİNK)
  3. Generalized Anxiety Disorder During Pregnancy (LİNK)
  4. Gebelikte Kaygı Bozukluğu, Türkiye Anne Ruh Sağlığı Farkındalık Birliği
Çocuk Gelişimi
Oyun Oynamak Çocuğunuzun Gelişimini Nasıl Etkiler?
Empati ve Çocuk
Empatik Çocuk Nasıl Yetiştirilir?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.

Menü